Kaynaklar
Otizm Spektrum Bozukluğu nedir?
Otizm veya Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) sosyal iletişimde güçlükler, tekrarlayıcı davranışlar ve sınırlı ilgi alanlarını içeren karmaşık bir durumdur. Otizm Spektrum Bozukluğu, bireyler arasında farklılık gösteren, yaşam boyu devam eden bir gelişimsel bozukluktur.
ASD’nin semptomları şunları içerir:
• Duyguları (kendi duygularını ve başkalarının duygularını) anlamada güçlük
• Göz teması kurmaktan kaçınma
• Soyut kavramları kelimesi kelimesine yorumlama
• Esnek olamama veya değişime karşı aşırı zorluk yaşama
• Duyusal aşırı hassasiyet
• Belirli bir konu(lar)a yoğun ilgi ve odaklanma
• Tekrarlayıcı ve kısıtlı davranışlar
• Potansiyel olarak kendine zarar verici davranışlar
Otizm spektrum bozukluğunun erken belirtileri, bireyin ebeveynleri, bakıcıları veya pediatristleri tarafından küçük yaşta fark edilebilir, ancak belirgin semptomların olmaması nedeniyle tanı konulmadan kalabilir. Gözlem, etkileşim ve görüşmeleri içeren değerlendirmeler, diğer bozuklukların ekarte edilmesine ve OSB tanısının doğrulanmasına yardımcı olur.
Asperger sendromu, otizm ile benzerlikler gösterir, ancak dil ve bilişsel gelişim genellikle normaldir ve zeka ortalamanın üzerinde olabilir (Gaby, 2011).
Otizmin nedeni bilinmemekle birlikte, sıklıkla beynin biyokimyasında ve yapısında görülen anormalliklerle ilişkilendirilmektedir (Gaby, 2011).
Kaynaklar
American Psychiatric Association webpage
https://www.psychiatry.org/patients-families/autism/what-is-autism-spectrum-disorder
Tıbbi bakım standardı
Standart tıbbi yaklaşım, genellikle otizm spektrum bozukluğuna katkıda bulunabilecek beslenme, besin öğeleri ve çevresel faktörleri dikkate almaz veya ele almaz.
Otizm spektrum bozukluğuna yönelik geleneksel tedavi, bireyin işlevselliğini geliştirmeyi amaçlar ve özellikle küçük yaşlarda uygulanır. Bu tedavi kişiye özeldir ve uyum becerilerini geliştirmek için yapısal bir davranış planı oluşturulur.
Yaygın terapi/tedavi yöntemleri şunlardır:
• Sosyal beceri eğitimi
• Konuşma ve dil terapisi
• Ergoterapi (iş-uğraşı terapisi)
• Özel eğitim
FDA tarafından OSB’li çocuklar için onaylanan iki ilaç şunlardır:
• Aripiprazol
• Risperidon
Aripiprazol ve risperidon, otizmle ilişkili sinirliliği azaltmaya yardımcı olmak için kullanılan antipsikotik ilaçlardır. Antidepresanlar (SSRI’lar), uyarıcılar, antipsikotikler ve antikonvülsanlar gibi diğer ilaçlar ise ek tanıları olan bireylerde kullanılabilir.
Neden ortomoleküler yaklaşım düşünülmeli?
Otizmin, beslenme araştırmaları ve klinik uygulamalarla ortaya konmuş birçok biyolojik nedeni ve katkıda bulunan faktörü vardır. Her birey otizm semptomlarını farklı nedenlerle deneyimleyebilir.
Ortomoleküler yaklaşım:
• Otizmin tetikleyicilerini ve nedenlerini belirler ve bunları anlamaya odaklanır
• Vücutla birlikte çalışarak dengeyi ve normal işlevi yeniden sağlamayı hedefler, yalnızca otizmi değil, otizmli bireyi bütün olarak ele alır
• İlaçların yapmadığı şekilde, otizmi tetikleyen besin eksikliklerini ele alır
• Çoğu tıbbi müdahaleyle GÜVENLİ bir şekilde birlikte uygulanabilir
Katkıda Bulunanlar
Katkıda bulunan faktörler, otizm spektrum bozukluğu ve ilişkili durumların ortaya çıkmasında veya ilerlemesinde rol oynayan maddeler, bağlamlar veya koşullardır.
Diyet
Sağlıksız beslenmenin, besin eksikliklerine yol açtığı ve bunun da beyin fonksiyonlarını olumsuz etkileyebildiği bilinmektedir.
Beyin sağlığını destekleyen besinler:
• Tam, taze gıdalar
• Kaliteli hayvansal ve bitkisel proteinler
• Kaliteli yağlar
• Nişastalar (minimum miktarda)
• Antioksidan açısından zengin sebze ve meyveler
Beyin sağlığı için kötü olan maddeler:
• Şeker içeren yiyecek ve atıştırmalıklar
• Yüksek glisemik yiyecekler (şekerler ve nişastalar)
• İşlenmiş yağlar (işlenmiş bitkisel yağlar, hidrojenize yağlar)
• Yapay katkı maddeleri (renklendiriciler ve koruyucular)
• Fast food öğünleri
Diyet ve ASD
• Dengeli ve çeşitli bir diyet, enerji ve sağlıklı bir metabolizma için yeterli besin alımını sağlamada önemli bir faktördür.
• Bununla birlikte, OSB’nin yaygın özelliklerinden biri yiyecek seçiciliği ve bunun besin tüketimine olan etkisidir.
• Yiyecek seçiciliği oranları, OSB’li bireylerde genel nüfusa kıyasla daha yüksek ve daha kalıcı olma eğilimindedir (Rafee ve ark., 2019).
Otizm Spektrum Bozukluğu’nda (OSB) besin seçiciliğinin bazı yansımaları şunlardır:
• Hafif düzeyde sınırlı besin tercihleri (yalnızca belirli yiyeceklerden kaçınma)
• Tek bir besinle sınırlı kalma (çoğu yiyecekten kaçınma)
• Yiyeceklerin belirli bir şekilde hazırlanmasını ve/veya sunulmasını gerektirme
Besin seçim kısıtlamalarını etkileyen faktörler şunlardır (Rafee ve ark., 2019):
• Gıda ambalajı
• Gıdaların hazırlanma yöntemleri
• Yiyeceklerin sunumu veya düzenlenişi
• Yemek tüketiminde kullanılan belirli araç-gereçler
• Oral ve ince motor beceri yetersizlikleri
• Sindirim sorunları
• Oral savunuculuk (ağız içi hassasiyet/rahatsızlık)
Besin seçiciliği, besin ögelerinin yetersiz alımına yol açabileceği gibi, toksik metallerin ve diğer gıda kirleticilerinin artmış alımına da neden olabilir. Yetersiz beslenme durumu ve artan toksik yük, OSB’nin ortaya çıkışında ve ifadesinde rol oynamaktadır.
OSB’yi destekleyen sağlıklı beslenme yaklaşımları
OSB bağlamında fayda sağladığı gösterilen diyetler şunlardır:
• GFKF – Glütensiz/Kazeinsiz diyet (bkz. GFKF diyeti, Ortomoleküler Müdahaleler)
• Akdeniz diyeti
• Paleo diyeti
• SCD – Spesifik Karbonhidrat Diyeti
• GAPS (Bağırsak ve Psikoloji Diyeti)
• Ketojenik diyet
• Feingold diyeti
Akdeniz Diyeti
Akdeniz diyeti, sağlıklı beslenme için iyi bir model olarak kabul edilmektedir. Faydalı besinleri içerirken, ruh sağlığı sorunlarını artırabilecek yiyecekleri azaltır veya ortadan kaldırır.
Akdeniz diyetinin genel bileşenleri şunlardır:
• Bol miktarda sebze ve meyve
• Zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar
• Düzenli deniz ürünleri tüketimi
• Kümes hayvanları, baklagiller ve az miktarda kırmızı et
• Yoğurt ve peynir gibi az miktarda süt ürünleri
• Rafine tahıllar yerine tam tahıllar
Daha fazla bilgi ve menü planları için:
https://www.healthline.com/nutrition/mediterranean-diet-meal-plan
(Mediterranean Diet 101, 2021)
Paleo Diyeti
Tüketilebilecek yiyecekler:
• Et, balık, yumurta
• Sebzeler, meyveler
• Kuruyemişler, tohumlar
• Sağlıklı yağlar ve sıvı yağlar
• Otlar, baharatlar
Kaçınılması gereken yiyecekler:
• Şeker, yüksek fruktozlu mısır şurubu
• Tahıllar
• Baklagiller ve fasulyeler
• Süt ürünleri
• Bitkisel yağlar ve trans yağlar
• Yapay tatlandırıcılar
• İşlenmiş gıdalar
Daha fazla bilgi ve menü planları için:
https://www.healthline.com/nutrition/paleo-diet-meal-plan-and-menu
(The Paleo Diet — A Beginner’s Guide + Meal Plan, 2018)
Ekzorfinler
Ekzorfin nedir?
• Ekzorfinler, kısmen sindirilmiş gıdalardan emilen ve beyindeki opiat reseptörlerine bağlanan kısa amino asit zincirleridir.
• Gliadorfin ve kazomorfin, gluten ve kazeinin normal sindirim sürecinde ortaya çıkan ekzorfinlerdir. Gliadorfin, tahıllardaki gluten bileşeninden; kazomorfin ise süt ürünlerindeki kazein bileşeninden türetilir.
• Normal düzeylerde ekzorfinler, yiyecek arayışı ve iştah düzenlenmesinde rol oynar.
• Yüksek düzeylerde ise ekzorfinler bağımlılıkları tetikler, duyusal algıları değiştirir (Pruimboom ve De Punder, 2015) ve şu sorunlara yol açar:
Konuşma ve işitme problemleri
Dalgınlık ve “beyin sisi”
Sürekli yorgunluk hissi
Sinirlilik, saldırganlık ve ruh hali dalgalanmaları
Kaygı ve depresyon
Uyku problemleri
Beyindeki ekzorfinlerin artış nedenleri:
• Sızdıran bağırsak (artan bağırsak geçirgenliği), sindirim sisteminden büyük miktarda ekzorfinin kan dolaşımına geçmesine ve beyne ulaşmasına izin verebilir.
• Dipeptidil peptidaz-IV (DPP-IV) enzimi, gliadorfin ve kazomorfini zararsız amino asitlere parçalar. Ancak, glutenin gliadin bileşeni DPP-IV’ün işlevini engelleyebilir. DPP-IV inhibe olduğunda, daha az gliadorfin ve kazomorfin parçalanır ve bu maddelerin daha fazlası beyne ulaşır.
DPP-IV yetersizliğinin tetikleyicileri şunlardır:
• Buğday ve sütün fazla tüketimi
• Genetik yatkınlık
• Antibiyotikler
• Aşılardaki jelatinler
• Kandida
• Cıva ve diğer ağır metaller
• Pestisitler
• Beslenme yetersizlikleri
Ekzorfinler ve ASD
• Ekzorfinler, OSB’li bireylerin idrarında, kanında ve beyin omurilik sıvısında bulunmuştur (Knivsberg ve ark., 2002).
• Çeşitli OSB davranışları, ekzorfinlerin nörotransmitter sistemleri üzerindeki etkileriyle açıklanabilir (Shattock ve ark., 1990; Knivsberg ve ark., 2002). Bunlara törensel davranışlar, aşırı hareketlilik, ısrarcılık (perseverasyon) ile konuşma ve dil gelişiminde gecikmeler dahildir (Elder, 2008).
• Ekzorfinlerin vücudun opiat sistemi ve merkezi sinir sistemi üzerindeki etkisi, OSB ile ilişkili sindirim sistemi semptomlarına — ishal, kabızlık, karın ağrısı ve gastroözofageal reflüye — katkıda bulunabilir (Elder, 2008).
Ekzorfinlerle başa çıkmak için öneriler:
• Diyet ve takviyelerle sağlıklı besin durumu desteklenmeli
• Sızdıran bağırsak durumu ele alınmalı
• GFKF diyeti uygulanmalı (Bkz. Ortomoleküler Müdahaleler > GFKF diyeti)
Çevresel toksinler
Çevresel toksinler, sağlık için zararlı özelliklere sahip kimyasallar ve maddelerdir. Doğal olarak oluşabilirler veya insan yapımı olabilirler.
Bazı çevresel toksinler şunlardır:
• Kurşun, kadmiyum, arsenik ve cıva gibi ağır metaller
• Benzen, formaldehit, uçucu organik bileşikler (VOC’ler) ve ftalatlar gibi kimyasallar
• Küf toksinleri ve uygun olmayan bağırsak florasının metabolitleri
Çevresel toksinlerin başlıca etkileri:
• Serbest radikal hasarı
• DNA hasarı
• Normal vücut tepkilerini bozma
• Hormonları taklit etme
• Vücutta iltihaplanmayı artırma
• Hücrelerin işleyiş şeklini değiştirme
• Hücre mutasyonlarına yol açma
• Hücreleri öldürme
Çevresel toksinleri etkili bir şekilde metabolize etme yeteneği, şunlardan etkilenir:
• Belirli ve toplam toksin maruziyet miktarı
• Detoksifikasyonu destekleyen besin ögelerinin mevcudiyeti
• Detoks kapasitesi
Çevresel toksinler ve çocuklar
• Vücut ağırlığına göre, çocuklar yetişkinlerden daha fazla yemek yer, içecek tüketir ve solunum yapar; bu da göreli olarak daha yüksek toksin alımına yol açar.
• Çocuklar, hızlı büyüme ve tam olarak gelişmemiş koruyucu vücut sistemleri nedeniyle kimyasal maddelere karşı daha duyarlıdır.
• Çocukların kimyasal maddelere maruziyeti, döllenme ile başlar ve gebelik ile çocukluk dönemi boyunca devam eder (Environmental Toxins, n.d.).
• Çocuğun gelişiminin kritik dönemlerinde kimyasallara maruz kalması, yaşam boyu süren sağlık sorunlarına yol açabilir.
Çevresel Toksinler ve ASD
Çevresel toksinlere maruziyet, genetik olarak yatkın kişilerde otizm riskini artırabilir (Jyonouchi, 2009).
İkizler üzerinde yapılan bir çalışmada, çevresel faktörlerin OSB gelişme riskinin %55’inden sorumlu olduğu, genetik faktörlerin ise %37 oranında etkili olduğu belirlenmiştir (Rossignol ve ark., 2014).
Genetik, çevresel toksinler ve ASD
Bazı OSB’li bireyler, detoksifikasyon için gerekli genlerdeki polimorfizmler nedeniyle çevresel toksinlere karşı daha duyarlı olabilir (Rossignol ve ark., 2014).
Ağır metaller ve ASD
• Otistik çocukların, metilasyon, sülfasyon ve antioksidan aktivitedeki azalma sonucu cıva ve diğer ağır metalleri detoksifiye etme veya vücuttan uzaklaştırma yeteneklerinin bozulmuş olduğu varsayılmaktadır (Newmark, 2012).
• Otistik çocukların, genel nüfusa kıyasla idrarda cıva konsantrasyonları ve vücut yüklerinin belirgin şekilde daha yüksek olduğu gösterilmiştir (Newmark, 2012).
• Saç ve tırnak örneklerinin analizinde, otistik bireylerde bakır, kurşun ve cıva konsantrasyonlarının belirgin şekilde yüksek olduğu, buna karşılık bu mineralleri dengeleyen magnezyum ve selenyumda ise anlamlı bir azalma görüldüğü saptanmıştır. Konsantrasyonlar, OSB semptomlarının şiddeti ile ilişkilendirilmiştir (Lakshmi Priya & Geetha, 2011).
• Otizmli bireylerin %85 veya daha fazlasında bakır fazlalığı bulunmuştur (Lakshmi Priya & Geetha, 2011).
• OSB’li çocuklardaki bakır yükü, semptomların şiddeti ile korelasyon göstermektedir (Lakshmi Priya & Geetha, 2011).
Çevresel toksinlerle başa çıkma
• Toksik metallere maruziyete yol açan çevresel ve besinsel kaynakların olabildiğince ortadan kaldırılması gerekir.
• Birçok hasta, sağlıklı beslenme, temel besin ögelerinin takviyesi, egzersiz ve dinlenmeden oluşan basit bir protokolle iyileşme gösterebilir. Egzersiz veya sauna ile terleme de toksik metallerin atılmasına yardımcı olabilir (Sears, 2018).
• Toksik metallerin detoksifikasyonu, metalleri serbest bırakıp ardından dokulara yeniden birikme riskini en aza indirmek için, bireyin durumuna ve toksik yüküne uygun bir protokolle doğru şekilde desteklenmelidir. Beyin detoksifikasyonu için en iyi yaklaşım, “tekrarlanan, ölçülü tedavilerle, birden fazla ajan kullanarak, muhafazakâr bir şekilde” yapılmasıdır (Sears, 2018).
Beslenme yetersizlikleri ve bağımlılıkları
Otizm belirtileri, besin yetersizlikleri veya bağımlılıkları nedeniyle ortaya çıkabilir ya da şiddetlenebilir.
Besin YETERSİZLİĞİ
• Besin yetersizliği, normal vücut fonksiyonları için gerekli olan minimum besin miktarlarının diyetle karşılanamaması durumudur.
• Besin yetersizliği, vücut dokularında besin tükenmesine yol açar ve beslenme veya ilaçlardan kaynaklanan zihinsel ve fiziksel işlev değişikliklerine neden olur.
Besin BAĞIMLILIĞI
• Metabolizmanın bir besine olan ihtiyacı, diyetle karşılanabilecek miktarın üzerine çıktığında biyokimyasal süreçler ve işlevler bozulur.
• Besin bağımlılığı, uzun süreli çevresel ve genetik stres faktörlerinden kaynaklanır.
Sindirim sistemi rahatsızlıkları
OSB’de sindirim sistemi işlev bozukluğu
• Sindirim sistemi anormallikleri, OSB’nin yaygın bir bileşenidir. Çalışmalarda OSB’li hastaların %90’ından fazlasında gastroözofageal reflü, kabızlık, ishal, karın ağrısı, kusma ve yetersiz beslenme tespit edilmiştir (Tomova ve ark., 2015).
• Kronik inflamatuvar bağırsak hastalığı, hem ince bağırsakları hem de kalın bağırsakları etkileyerek OSB’li bireylerde oldukça yaygındır (Jyonouchi, 2009).
• Otistik çocukların yaklaşık %90’ında kronik enterokolit (ileal lenfoid nodüler hiperplazi) saptanmıştır (Gaby, 2011).
• Sindirim sistemiyle ilgili problemler; besin yetersizliklerine, artmış sistemik inflamasyona, sindirim sisteminde toksin üretiminin artmasına, sızdıran bağırsak sendromuna, gıda alerjilerine ve otoimmün hastalıklara yol açabilir.
• Sindirim sistemi semptomları olan OSB’li çocukların bağırsak mukozasında inflamatuvar sitokinlerin artış gösterdiği bulunmuştur (Jyonouchi, 2009).
• OSB’li çocuklarla ilgili birçok çalışmada merkezi sinir sisteminde kronik inflamasyon ve oksidatif stres rapor edilmiştir (Jyonouchi, 2009).
• Otizmli çocuklar üzerinde yapılan bir çalışmada, çocukların %27’sinde anti-beyin IgG antikorları tespit edilirken, kontrol grubunda bu oran yalnızca %2 olmuştur. Ayrıca, otistik çocukların %36’sında IgM antikorları bulunurken, kontrol grubunda bu oran %0 olarak belirlenmiştir (Newmark, 2012).
Disbiyozis ve ASD
• Disbiyozis, sindirim kanalındaki bakteri dengesizliği anlamına gelir. Genellikle faydalı bakterilerin azalması ve patojenik bakterilerin artmasıyla kendini gösterir.
• Çalışmalar, otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocukların sindirim sistemi florasının, normal çocuklara kıyasla farklı olduğunu göstermektedir (Finegold ve ark., 2002).
• Sindirim sistemi semptomları olan 80 OSB’li çocuk üzerinde yapılan bir çalışmada, çocukların %61’inde, bağırsakta devam eden hasarla ilişkili endotoksin üreten bakterilerin çoğaldığı görülmüştür (Newmark, 2012).
• Regresif otizmi olan çocuklar antibiyotik vankomisin ile tedavi edildiğinde, davranışsal semptomlarda kısa süreli iyileşme gözlemlenmiştir. Bu iyileşmenin, uygunsuz bakteriler tarafından üretilen nörotoksinlerin azalmasından kaynaklandığı düşünülmüştür (Sandler ve ark., 2000).
Sızdıran bağırsak ve OSB
“Leaky gut” terimi, bağırsak geçirgenliğinin arttığı bir durumu ifade eder.
Bağırsak geçirgenliğinin artması, gıda parçacıkları, bakteri toksinleri ve diğer moleküllerin uygun olmayan şekilde kana geçmesine izin verir; bu moleküller doğrudan beyne ulaşabilir.
Kana geçen bu parçacıklar şunları tetikleyebilir:
• Sistemik inflamasyon (vücutta yaygın iltihaplanma)
• Otoimmün aktivite (bağışıklık sisteminin kendi dokularına saldırısı)
• Beyinde opioid benzeri tepkiler
Bir çalışmada, bilinen bağırsak sorunu olmayan 21 otistik çocuk incelendiğinde, otistik çocukların %43’ünde bağırsak geçirgenliğinin arttığı, otistik olmayan çocuklarda ise hiç görülmediği tespit edilmiştir (D’Eufemia ve ark., 1996).
Başka bir çalışmada, bağırsak semptomları olan 25 otistik çocukta, çocukların %76’sında bağırsak geçirgenliği saptanmıştır (Newmark, 2012).
Sindirim Sistemi Sorunlarının Ele Alınması
Sindirim sistemi sorunlarını ele almak için temel adımlar:
• Beslenme:
o Düşük şeker ve nişasta
o Düşük süt ürünleri
o Gıda alerjenlerini tespit edip kaçınmak
o Anti-inflamatuvar (iltihap önleyici) beslenme
• Sindirim Sistemi İyileşmesini Destekleyen Temel Takviyeler:
o Vitaminler: A, C, D ve E
o Çinko
o Omega-3 yağ asitleri
o L-Glutamin
o Probiyotikler (bağırsak florasını normalize etmek için)
o Bakteri/maya öldürücü takviyeler (dikkat: ölü bakteri/maya etkisine bağlı geçici yan etkiler görülebilir)
Gıda Alerjileri ve Duyarlılıkları
Gıda alerjileri ve duyarlılıkları ve mental sağlık
• Gıda duyarlılıkları, önemli beyin kimyasallarında dengesizliklere yol açabilir ve anksiyete, fobiler, depresyon, sinirlilik ve duygu durum dalgalanmaları gibi sorunlara neden olabilir (Pfeiffer, 1987; Rippere & Phil, 1984).
• “Gıda alerjisi yaşayan yetişkinler ve çocuklar, yaşam kalitesinde bozulma ve daha yüksek düzeyde stres ve anksiyete göstermektedir” (Teufel ve ark., 2007).
• Beyni etkileyen gıda alerjileri ve duyarlılıkları “serebral alerjiler” olarak adlandırılabilir. Serebral alerjiler sadece antikor-antijen reaksiyonlarını kapsamaz.
Serebral alerjiler şu yollarla ortaya çıkabilir:
1. Gıdalarda veya içeceklerde bulunan maddelerin doğrudan biyokimyasal etkileri, örneğin kafein, alkol ve şeker
2. Gizli veya gecikmiş alerjik reaksiyonlar; örneğin buğday, süt, mısır ve yumurta
Sıklıkla Alerjiye Yol Açan Gıdalar (Prousky, 2015)
• Süt ve süt ürünleri
• Buğday, çavdar, arpa
• Yumurta
• Domuz eti, sığır eti, deniz ürünleri
• Soya
• Mısır
• Domates
• Narenciye
• Kuruyemişler, fıstık
• Çikolata
• Kahve, çay
• Şeker
• Maya
Gıda alerjileri ve duyarlılıkları ve otizm
• Otizm Spektrum Bozukluğu’nda (OSB) besin hassasiyetlerinin katkıda bulunan bir faktör olduğu düşünülmektedir.
OSB’li çocuklarda besin alerjisi görülme sıklığı yaklaşık %14 iken, otizmi olmayan çocuklarda bu oran yaklaşık %3’tür (Wang ve ark., 2021).
• OSB’li bireylerde besinlere karşı olumsuz tepkiler hem gerçek alerjik reaksiyonlar hem de alerji kaynaklı olmayan reaksiyonlar olabilir. Alerji kaynaklı olmayan reaksiyonlar, yaygın kullanılan alerji testlerinde pozitif çıkmaz (Gaby, 2011).
• Otistik çocuklarda besin hassasiyetleri kısmen sızdıran bağırsak (leaky gut) ve kronik bağırsak iltihabı hastalıklarıyla ilişkili olabilir.
• 36 otistik çocuk üzerinde yapılan bir çalışmada, kontrol grubuna kıyasla IgA, IgG, IgM ve belirli besin proteinlerine karşı antikor seviyelerinin anlamlı derecede yüksek olduğu gösterilmiştir (Newmark, 2012).
• OSB’de en sık karşılaşılan besin hassasiyetleri gluten ve kazeinle ilişkilidir; ancak bazı diğer besinler veya besinlerdeki belirli maddeler (örneğin fenolik bileşikler) de rol oynayabilir (Gaby, 2011).
Oksidatif Stres
Oksidatif stres, vücuttaki antioksidan moleküllerin koruyucu kapasitesinin, reaktif oksijen türleri (serbest radikaller) tarafından aşılması durumudur.
Oksidatif stres şu durumların sonucu olarak ortaya çıkar (Moghadas ve ark., 2019):
• Vücutta aşırı oksidan üretimi
• Vücutta antioksidan seviyelerinin azalması
• Her iki durumun bir arada bulunması
Oksidatif stres ve otizm
Beyinde artan oksidatif stres şu sonuçlara yol açabilir:
• Beyin lipidleri ve protein moleküllerinde hasar
• Koruyucu antioksidanların (özellikle glutatyon) azalması
• Glutamat üretiminin artması (otizm belirtilerine katkıda bulunabilir)
Çocuklarda kronik oksidatif stresin OSB’de (Otizm Spektrum Bozukluğu) tekrar tekrar rapor edildiği bildirilmiştir (Jyonouchi, 2009).
Otizmli çocuklarda saptanan oksidatif stres belirteçleri şunlardır (Newmark, 2012):
• Azalmış koruyucu faktörler:
o Endojen antioksidan enzimler
o Glutatyon
o Antioksidan besin öğeleri
• Artmış zararlı faktörler:
o Organik toksinler ve ağır metaller
o Ksantin oksidaz (reaktif oksidanlar üretebilir)
o Proinflamatuvar sitokinler
o Nitrik oksit üretimi (toksik serbest radikal)
Otizmli çocuklarda oksidatif stres şunlarla sonuçlanabilir (Ramaekers et al., 2020):
• DNA fonksiyonlarını ve gen ifadesini etkileyen DNA hasarı
• Serotonin üretiminin azalması (OSB'li çocukların yaklaşık üçte birinde düşüktür)
Folik asit reseptör otoantikorları
Folik asit reseptör otoantikorları
• Folat beyin için önemli bir besindir ve eksikliği otizm spektrum bozukluğu da dahil olmak üzere ruh sağlığı sorunlarıyla ilişkilidir.
• Folatın beyne taşınmasının temel yolu folat reseptörü alfa (FRα) aracılığıyla gerçekleşir (Bobrowski-Khoury ve ark., 2021; Mitchell ve ark., 2014).
• FRα'ya karşı oluşan otoantikorlar, folat taşıma fonksiyonunu inhibe ederek beyinde folat eksikliğine katkıda bulunur.
• Gebelikte ve küçük çocuklarda folat reseptör antikorları, folatın çocuğun beynine taşınmasını engelleyebilir ve bu durum yapısal ve fonksiyonel anormalliklere yol açabilir (Bobrowski-Khoury ve ark., 2021). Rahim içindeki folat eksikliği, nöral tüp defektleri ve otizm riskini artırır (Ramaekers ve ark., 2020).
• Serum folat otoantikorları, ağır infantil otizmi olan çocuklarda sık görülmektedir (Ramaekers ve ark., 2020).
• Bir çalışmada, otizmli çocuklarda %76 oranında FRα otoimmünitesi saptanmıştır. Ayrıca bu antikorların etkilenmemiş kardeşlerinde ve ebeveynlerinde de bulunduğu görülmüştür – bu da OSB’nin ortaya çıkabilmesi için ek faktörlerin gerekli olduğunu göstermektedir (Bobrowski-Khoury ve ark., 2021).
Folinik Asit ve OSB
• Folinik asit (Lökovorin), hücrelere girmek için folat reseptörü alfaya ihtiyaç duymayan bir folat formudur.
• Yüksek doz folinik asit takviyesinin, 5-metiltetrahidrofolat konsantrasyonunu normalleştirdiği ve otistik davranışlarda iyileşme sağladığı gösterilmiştir (Bobrowski-Khoury ve ark., 2021).
• OSB’li veya beyin folat eksikliği olan çocukların yaklaşık %70’inde beyin omurilik sıvısında folat düzeyleri düşüktür ve bu çocuklar folinik asit tedavisinden fayda görmektedir (Ramaekers ve ark., 2013).
• Folat reseptör alfa otoantikorları pozitif olan OSB’li çocuklarda yapılan çift kör plasebo kontrollü bir çalışmada, folinik asit tedavisinden sonra sözel skorların iyileştiği gösterilmiştir (Frye ve ark., 2018).
• OSB tanısı konulduğunda, mümkün olan en erken yaşta serum FRα otoantikorlarının test edilmesi önerilmektedir (Bobrowski-Khoury ve ark., 2021).
“Beyin folat eksikliği olan hastaların yaklaşık %90’ında folat reseptörüne karşı otoantikorlar bulunduğundan, beyin folat eksikliği klinik sendromunu gösteren otistik çocuklarda folinik asit ile klinik bir deneme uygun görünebilir” (Gaby, 2011).
Metilasyon Anormallikleri
Metilasyonun biyokimyasal sürecindeki anormallikler, OSB’nin (Otizm Spektrum Bozukluğu) gelişimi ve ortaya çıkışında katkıda bulunan bir faktör olarak kabul edilmektedir.
Metilasyon nedir?
• Metilasyon, bir moleküle metil grubunun (bir karbon ve üç hidrojen atomu) eklenmesi sürecidir.
Metilasyon döngüsü
Metilasyon döngüsü, metil grubu eklenmesi üzerine kurulu üç birbirine bağlı metabolik sistemden oluşur: folat döngüsü, metiyonin döngüsü ve transsülfürasyon yolu. Bu sistemler, ardışık enzim reaksiyonlarıyla düzenlenir.
Metilasyon döngüsünün başlıca işlevleri şunlardır:
• Gen düzenlenmesi
• DNA ve RNA sentezi ve korunması
• Protein ve lipid üretimi
• Nörotransmitter üretimi (serotonin, dopamin, norepinefrin)
• Sinir miyelinizasyonu
• Hormon düzenlenmesi
• Bağışıklık hücresi üretimi (T hücreleri ve doğal öldürücü hücreler)
• Hücresel enerji üretimi
• Glutatyon üretimi
• Detoksifikasyon
• Oksidatif stresin azaltılması
• Nitrik oksit üretimi
• Enzim düzenlenmesi
Metilasyon ve disfonksiyon
Metilasyon döngüsünün normal işleyişi iki ana faktör tarafından bozulabilir:
• Döngü için gerekli besin öğelerinin eksiklikleri
• Döngü enzimlerinin genetik olarak bozulmuş işlevi
Metilasyon döngüsünde rol oynayan başlıca besin öğeleri şunlardır: B2, B6, B12 vitaminleri ve folat, magnezyum ve çinko. Bu besin öğeleri şu durumlarla azalabilir:
• Yetersiz alım
• Çevresel toksinler ve gıda katkı maddeleri
• Alkol, tütün dumanı
• İlaç kullanımı
• Kronik enfeksiyonlar
• Zihinsel ve duygusal stres
Metilasyon döngüsü enzimlerini kodlayan genlerdeki sorunlar şunlara bağlanmaktadır:
• DNA dizilerindeki genetik varyasyonlar (tek nükleotid polimorfizmleri, SNP’ler olarak adlandırılır)
• Normal (SNP olmayan) genler üzerinde çevresel etkiler (epigenetik)
Metilasyon döngüsü gen ekspresyonunu, enzimleri ve işlevini etkileyen değiştirilebilir faktörler şunlardır (Lynch, 2014; Wilson, 2015):
• Yetersiz beslenme
• Özellikle B vitaminleri, C vitamini, bakır ve çinko gibi besin öğesi eksiklikleri
• Sızdıran bağırsak (leaky gut)
• Besin alerjileri ve hassasiyetler
• Aşırı alkol tüketimi
• Gıda, ev ve çevresel toksinler
• Tedavi nedeniyle maya ölümlerinden kaynaklanan metabolitler
• Oksidatif stres (aşırı serbest radikaller)
• Yüksek nitrik oksit
• Otoimmün antikorlar
• İltihap
• Kronik enfeksiyonlar
• Fiziksel ve zihinsel stres
• Uyku sorunları
• Radyasyon
SNP’lerden etkilenen yaygın metilasyon döngüsü enzimleri:
• MTHFR – Metilen tetrahidrofolat redüktaz
Folatı, aktif formu olan metilfolata dönüştürür.
• MTR – Metiyonin sentaz
Homosisteini, metilfolat ve metilkobalamin (B12 vitamini) kullanarak metiyonine dönüştürür.
• CBS – Sistationin β sentaz
Homosisteini, sistein ve glutatyon üretimi için dönüştürür.
Metilasyon döngüsü anormallikleri ve otizm
• Birçok OSB’li çocukta metilasyon döngüsü düzgün çalışmaz; bu durum, kronik enfeksiyonlara karşı artan duyarlılık, kimyasallar ve toksik metalleri yeterince detoksifiye edememe ve nörobilişsel sorunlara yol açar (Woeller, n.d.).
• MTHFR, MTR ve CβS gibi genlerdeki polimorfizmler, psikiyatrik bozukluklarla ilişkilendirilmiştir (Mitchell ve ark., 2014).
• Folat metabolizmasındaki sorunlar, DNA sentezi, metilasyon ve oksidatif stres yönetimi gibi alanlarda otizmle ilişkili fizyolojik anormalliklere yol açabilir (Frye ve ark., 2020; Main ve ark., 2010).
• OSB’li birçok çocukta, metilasyon döngüsüyle ilgili genetik sorunlar ancak çocuğun aynı zamanda besin eksiklikleri, sindirim sistemi problemleri, bakteri, maya, parazitler, iltihap, kimyasal ve ağır metal toksinleri (aşılar veya çevresel maruziyetler nedeniyle) ile etkilendiğinde ortaya çıkar (Woeller, n.d.).
Metilasyon döngüsü anormalliklerini etkileri şunları içerir (Mitchell et al., 2014; Pasca et al., 2009; Woeller, n.d.):
• Zayıf doğrudan bakış
• Kendine zarar verme geçmişi
• Dikkat veya odaklanma sorunları
• Azalmış dil gelişimi ve işlemleme
• Azalmış çevresel farkındalık
• Azalmış sosyallik
• Karmaşık vücut hareketleri
• Hiperaktivite
Metilasyon döngüsü anormalliklerinin düzeltilmesinin faydaları şunları içerebilir (Zou ve ark., 2019; Frye ve ark., 2020):
• Huzursuzluk
• Sosyal geri çekilme
• Tekrarlayıcı davranışlar (stereotipi)
• Hiperaktivite ve öfke nöbetleri
• Uygunsuz konuşma
• Duygusal ifade ve iletişim
• Sözlü iletişim
• Sözsüz iletişim
• Dikkat
• Agresyon
Metilasyon döngüsü anormalliklerinin ele alınması
1. Beslenme ile ilgili öneriler:
• Yeterli protein içeren sağlıklı bir beslenme programı uygulayın
• Şeker ve alkolü azaltın veya tamamen bırakın
• Folik asit ile güçlendirilmiş işlenmiş gıdalardan kaçının
• Katkı maddeleri ve pestisit içeren gıdalardan uzak durun
• Doğal folat ve antioksidan açısından zengin gıdaları beslenmenize dahil edin (Folat kaynakları için bu sayfadaki “Folat” bölümüne bakınız)
2. Metilasyonu desteklemek için temel takviyeler ekleyin
• C, E vitamini (antioksidan desteği)
• Multivitamin ve/veya B-kompleks
• Magnezyum
• Çinko
3. Yeterli iyi kalitede uyku
4. Stresi azaltın (mental ve fiziksel)
5. Belirtiler veya genetik test sonuçlarına göre gerekli metilasyon döngüsü enzim kofaktörlerini eklemek için bir sağlık profesyoneli ile çalışın.
OSB bağlamında yaygın olarak kullanılan metilasyon döngüsü kofaktörleri şunlardır:
• B2 ve B6 vitamini
• Metilfolat, folinik asit
• Metilkobalamin
• SAMe
• Kolin, dimetilglisin (DMG) veya trimetilglisin (TMG)
• Besinsel lityum
Kaynaklar
8 Steps to Support Your Methylation Cycle and Address SNPs
https://doctordoni.com/2015/04/8-steps-to-support-your-methylation-cycle/
Understanding the Methylation Cycle and Its Effect on Health
https://doctordoni.com/2015/03/understanding-the-methylation-cycle-and-its-effect-on-health/
Understanding the Methylation Cycle
https://autismrecoverysystem.com/wp-content/uploads/2017/05/Understanding-the-Methylation-Cycle-1.pdf
Vitamins and Supplements | Interactive Autism Network
https://iancommunity.org/cs/what_do_we_know/vitamins_and_supplements
Pirolüri
Pirolüri
• Pirroller, hemoglobin üretiminin bir yan ürünüdür ve normalde idrarla atılır.
• Pirolüri, pirrollerin aşırı üretimi ile karakterize bir durumdur (McGinnis 2008a, 2008b).
• Fazla pirroller, B6 vitamini (piridoksin) ve çinko ile bağlanarak bu besin öğelerinin kandan uzaklaşmasına neden olur.
Yüksek miktarda kriptopirrolün işaretleri, en çok ergenlerde ve çocuklarda görülür ve şunları içerir:
• Tırnaklarda beyaz lekeler
• Kırılgan tırnaklar
• Eklem ağrıları, çoğunlukla dizlerde
• Ciltte pigment eksikliği
• Cilt enfeksiyonları ve sivilce
• Bazen sabah bulantısı
• Rüya hatırlamada zorluk
• Uykusuzluk
• Psikiyatrik belirtiler
Pirolüri ve mental sağlık
Pirolüri, tamamlayıcı tıp ve sağlık alanında birçok kişi tarafından, OSB’ye katkıda bulunan bir faktördür ve OSB’li kişilerde yaygın görülen bir durum olarak kabul edilmektedir.
Pirolürinin zihinsel belirtileri büyük ölçüde çinko ve B6 vitamini eksiklikleriyle ilişkilidir.
Bu eksikliklerin zihinsel belirtileri şunları içerir:
• Anksiyete ve depresyon
• Ruh hali değişiklikleri
• Stresle başa çıkmada zayıflık
• Şiddetli içsel gerginlik
• Ara sıra öfke patlamaları
• Sinirlilik
• Kısa süreli hafıza zayıflığı
Pirolürinin ele alınması
• Pirolüri, kriptopyrrol kantitatif idrar testi ile ölçüldüğünde, yükselmiş HPL (Hidroksihempirrolin-2-on) seviyeleri ile objektif olarak teşhis edilebilir.
• Kriptopirrol miktarı önemli ölçüde dalgalanabilir. Stres, hastalık ve yaralanma seviyeleri artırır.
• En doğru test sonuçları için idrar, artmış stres döneminde toplanmalıdır.
Pirolürinin ele alınmasında destekleyici takviyeler (Greenblatt, 2018):
• 200–800 mg vitamin B6 (piridoksal-5-fosfat formunda)
• 25–100 mg çinko
Dr. Jonathan Prousky (2006) şöyle belirtmiştir: “Bu bileşiği [HPL] test edebilsem de bu testi yapmamayı tercih ediyorum; çünkü bu besin öğeleri ucuzdur ve yan etkileri minimaldir. Rutin olarak başladığım günlük dozlar 250 mg piridoksin ve 50 mg çinkodur.”
Ortomoleküler Müdahaleler
Ortomoleküler müdahaleler, bireyin metabolik ihtiyaçlarına ve vücuttaki miktarına bağlı olarak, Otizm Spektrum Bozukluğu’nu destekleyen veya ele alan maddelerdir.
Folat/Folik Asit
Folat suda çözünür bir vitamindir. “Folat” gıdalarda doğal olarak bulunan formdur. Folat kararsız olduğu için, takviyelerde ve gıda güçlendirmelerinde sıklıkla sentetik formu olan folik asit kullanılır.
Folat, zihinsel sağlığın korunmasında önemli rol oynar ve şunları içerir:
• Nörotransmitterlerin biyosentezi
• Amino asit metabolizması
• Nöronların miyelinleşmesi
• DNA replikasyonu
• Gen ekspresyonunun düzenlenmesi
• Hücre bölünmesi
• Homosistein seviyelerinin azaltılması
Folat eksikliğinin nedenleri
• Diyetle düşük alım
• Zayıf emilim
• Gastrointestinal problemler
• Kronik alkolizm
• Sigara içmek
• Oral kontraseptifler (Gaby, 2011)
• İlaç etkileşimleri (Folate, 2014)
• Folat metabolizmasındaki genetik varyasyonlar, örneğin MTHFR genindeki varyasyonlar (Folate, 2014)
MTHFR poliformizm ve beyin folat seviyeleri
• Metilen tetrahidrofolat redüktaz (MTHFR) enzimi, folatı en biyoyararlı form olan 5-MTHF (metilfolat)’a dönüştürür. Metilfolat, kan-beyin bariyerini geçebilen folat formudur.
• MTHFR enziminin üretildiği genlerdeki polimorfizmler, enzimin işlevinin azalmasına ve folatın metilfolata dönüşümünün düşmesine yol açar.
• MTHFR polimorfizminin olumsuz etkileri, belirli ölçüde metile folat takviyesi ile telafi edilebilir.
Beyin folat eksikliğinin bazı belirtileri şunlardır (Gaby, 2011):
• Belirgin huzursuzluk
• Yavaş kafa büyümesi
• Psikomotor gerilik
• Hareket bozuklukları
• Nöbetler
• Otizm
Besin Kaynakları
Folat açısından en zengin gıdalar (porsiyon başına):
• Mercimek
• Nohut
• Kuşkonmaz
• Ispanak
• Lima fasulyesi
Comprehensive food list:
Table 2. Some Food Sources of folate and folic acid (Folate, 2014)
https://lpi.oregonstate.edu/mic/vitamins/folate
Beslenme referans değerleri
Referans alınan günlük alımlar (RDA) – Folat (mcg/gün):
• Ergenler (14-18 yaş): 400 (Erkek) / 400 (Kız)
• Yetişkinler (19-50 yaş): 400 (Erkek) / 400 (Kız)
• Yetişkinler (51 yaş ve üzeri): 400 (Erkek) / 400 (Kız)
Toleranslı üst alım (Tolerable Upper Intake):
Düşük toksisite potansiyeli nedeniyle belirlenmemiştir.
ABD Tıp Enstitüsü Gıda ve Beslenme Kurulu, folatın sentetik formu olan folik asit için takviyeler ve güçlendirilmiş gıdalardan alınabilecek maksimum 1000 mcg olarak önermektedir.
Takviye
Folik asit takviyesi
Folat takviyesi yerine folik asit (folatın sentetik formu) kullanımından kaçınılması önerilmiştir; çünkü folik asit, doğal folat için gerekli reseptörlere bağlanarak metilasyonu engelleyebilir (Lynch, 2018).
Folat takviyesi
Pratikte ve araştırmalarda kullanılan folat/folik asit miktarları, bölünmüş dozlar halinde günlük 100–5000 mcg arasında değişmektedir (Office of Dietary Supplements, n.d.).
İyi kalite bir multivitamin/mineral takviyesi genellikle 400 mcg folat içerir.
Metilasyon anormalliklerinden şüpheleniliyorsa, metilfolat takviyesi tek başına veya bir B-kompleks formülünün parçası olarak düşünülebilir.
GÜVENLİK VE YAN ETKİLER
• Folat takviyesi, altta yatan bir B12 vitamini eksikliğini maskeleyebilir.
• B12 vitamini eksikliği olan bireylerde geri dönüşü olmayan nörolojik hasarı önlemek için, ABD Tıp Enstitüsü Gıda ve Beslenme Kurulu, tüm yetişkinlerin folik asit alımını (takviyeler ve güçlendirilmiş gıdalar dahil) günlük 1000 μg (1 mg) ile sınırlamasını önermektedir (Folate, 2014).
B6 Vitamini (piridoksin)
• B6 vitamini, şunlar için gereklidir:
• Amino asit triptofanın serotonine, tirozinin dopamine dönüştürülmesi
• Glutamatın GABA’ya dönüştürülmesi – yanlış glutamat metabolizması, psikoz ve şizofreni gibi zihinsel sağlık belirtileriyle ilişkilendirilmiştir (Kraal ve ark., 2020)
• Homosistein düzeylerinin düşürülmesi – yüksek homosistein, zihinsel sağlık durumlarıyla ilişkilendirilmiştir
• Glutatyon ve metallotiyonein sentezi – toksik metallerin detoksifikasyonu için önemli moleküller
B6 vitamini ve otizm
Otizmli çocuklar, B6 vitamininin aktif formu olan piridoksal-5-fosfata dönüşümünün zayıf olması nedeniyle daha yüksek B6 vitamini alımına ihtiyaç duyabilir (Newmark, 2012).
Günde 100–600 mg B6 vitamini uygulandığında, 16 otistik çocuktan 12’sinde davranışlarda anlamlı iyileşme gözlenmiştir (Pfeiffer & Norton, 1995).
Çeşitli çalışmalarda, B6 vitamininin OSB’li hastalar için faydalı olduğu bulunmuştur. B6 vitamini takviyesi tek başına veya magnezyum ile birlikte kullanıldığında şu alanlarda iyileşmeler gösterilmiştir (Gaby, 2011):
• Dikkat ve uyanıklık
• İletişim
• Sosyal etkileşimler
• Zekâ Katsayısı (IQ)
• Duygusal patlamalar
• Kendine zarar verme davranışları
B6 vitamin eksikliğinin nedenleri
• Yetersiz beslenme
• Anti-tüberküloz ilaçlar, antiparkinson ilaçları, nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar ve oral kontraseptifler gibi bazı ilaçlar, B6 vitamini metabolizmasını etkileyebilir (Vitamin B6, 2014)
• Alkolizm – düşük alım ve B6 vitamini metabolizmasının bozulması nedeniyle
B6 vitamini eksikliği şu şekilde tespit edilebilir:
• Rüyaların olmaması veya rüyaları hatırlayamama
• Rahatsız edici rüyalar veya kabuslar görme
OSB’de B6 vitamini ve magnezyum
• Hem B6 vitamini hem de magnezyum, OSB bağlamında faydalı kabul edilmektedir. Ancak bu besinlerin birlikte verildiğinde, tek başlarına verildiklerinden daha etkili olduğu gösterilmiştir (Gaby, 2011; Garreau ve ark., n.d.).
• Birlikte verilen bu besinlerin etki mekanizmasının, dopamin metabolizmasını düzenlemek olduğu düşünülmektedir (Martineau ve ark., 1988).
• B6 vitamini ve magnezyum üzerine yapılan bir çalışmada, 33 otizm veya yaygın gelişimsel bozukluğu olan çocuğa ortalama 8 ay boyunca günde 0,6 mg/kg B6 vitamini ve 6 mg/kg magnezyum verilmiştir. İletişim, tekrarlayıcı sınırlı davranışlar ve anormal veya gecikmiş fonksiyonlarda anlamlı iyileşmeler gözlenmiştir. Takviye bırakıldıktan birkaç hafta içinde belirtiler geri dönmüş, bu da gözlenen faydaların takviyeden kaynaklandığını göstermiştir (Mousain-Bosc ve ark., 2006).
• İdrardaki homovanilik asit (H.V.A.), dopamin nörotransmitterinin bozulmuş metabolizmasının bir göstergesidir. Başka bir çalışmada, 52 otistik çocukta, H.V.A. seviyeleri B6 vitamini ve magnezyum takviyesi ile normalleştirilmiş, ancak besinler ayrı ayrı verildiğinde bu etki görülmemiştir (Garreau ve ark., n.d.).
Besin Kaynakları
Porsiyon başına en zengin B6 vitamini kaynakları:
• Somon
• Patates
• Hindi
• Avokado
Comprehensive food list:
Table 2. Some Food Sources of vitamin B6 (Vitamin B6, 2014)
https://lpi.oregonstate.edu/mic/vitamins/vitamin-B6
Beslenme referans değerleri
Referans alınan günlük alımlar (RDA) – Vitamin B6 (mg/gün):
• Ergenler (14-18 yaş): 1,3 (Erkek) / 1,2 (Kız)
• Yetişkinler (19-50 yaş): 1,3 (Erkek) / 1,3 (Kız)
• Yetişkinler (51 yaş ve üzeri): 1,7 (Erkek) / 1,5 (Kız)
Toleranslı üst alım (Tolerable Upper Intake): 100 mg/gün (Office of Dietary Supplements, 2020)
Takviye
B6 vitamini Takviyesi
Pratikte ve araştırmalarda kullanılan B6 vitamini miktarları, bölünmüş dozlar halinde günlük 20–6000 mg arasında değişmektedir (Office of Dietary Supplements, 2020).
GÜVENLİK VE YAN ETKİLER
• Günlük 100 mg üzeri dozlar bazı kişilerde bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal, baş ağrısı, karıncalanma ve uykululuk gibi yan etkilere neden olabilir. Olumsuz etkiler, 6,6–8,8 mg/kg magnezyum ve B-kompleks vitamin ile birlikte takviye edilerek azaltılabilir (Prousky, 2015).
• Günlük 200 mg üzeri uzun süreli B6 vitamini takviyelerinde duyu nöropatisi belirtileri açısından takip önerilmektedir (Gaby, 2011).
B6 VİTAMİNİ VE İLAÇLAR
• Yüksek doz B6 vitamini, fenobarbital, fenitoin ve L-Dopa etkisini azaltabilir (Vitamin B6, 2014).
B12 Vitamini (kobalamin)
B12 vitamini ve mental sağlık
B12 vitamini eksikliği, ruh hali, duygular ve uyku üzerinde etkili olabilir ve psikiyatrik bozukluklara yol açabilir (Valizadeh & Valizadeh, 2011).
B12 vitamininin beyindeki rolleri:
• Serotonin ve dopamin dahil nörotransmitterlerin sentezi için gereklidir
• Nöronları çevreleyen koruyucu miyelin kılıfının korunması için gereklidir
• Homosistein metabolizması için önemlidir
B12 vitamini eksikliğinin psikiyatrik belirtileri şunları içerir (Oh & Brown, 2003; Dommisse, 1991):
• Huzursuzluk, ajitasyon, sinirlilik
• Demans
• Depresyon, yorgunluk
• Hafif hafıza bozukluğu
• Negativizm
• Panik/fobik bozukluklar
• Kişilik değişiklikleri
• Psikoz
B12 vitamini ve otizm
B12 vitamini takviyesi, otizm için etkili bir birinci basamak tedavi olarak kabul edilmektedir (Jory, 2011).
B12 vitamini eksikliği
• Amerikalıların %40’ında düşük B12 vitamini seviyeleri bulunurken, yaşlı insanların %20’sinde şiddetli B12 vitamini eksikliği görülmektedir. Bunun nedeni, yaşla birlikte B12 emilim kapasitesinin azalmasıdır (Wolters ve ark., 2004; Andrès ve ark., 2004; Greenblatt & Brogan, 2016).
• B12 vitamini seviyeleri kan testlerinde normal görünebilir, ancak beyin omurilik sıvısında eksik olabilir (Prousky, 2015).
B12 vitamini ve vejetaryenler
Omnivorlar ve vejetaryenler karşılaştırıldığında, vejetaryenlerde şunlar bulunmuştur (Kapoor ve ark., 2017):
• Serum B12 seviyelerinin önemli ölçüde daha düşük olması
• Metilmalonik asit (MMA) seviyelerinin önemli ölçüde daha yüksek olması
B12 vitamini eksikliğinin en yaygın nedenleri:
• B12 vitamini açısından yetersiz beslenme
• Vejetaryenlik veya veganlık
• Mide asidi üretiminin azalması
• İnce bağırsakta aşırı bakteri çoğalması
Besin Kaynakları
Porsiyon başına en zengin B12 vitamini kaynakları:
• Deniz tarakları, midye
• Uskumru
• Yengeç
• Sığır eti
Comprehensive food list:
Table 2. Some Food Sources of vitamin B12 (Vitamin B12, 2014)
https://lpi.oregonstate.edu/mic/vitamins/vitamin-B12
Beslenme referans değerleri
Referans alınan günlük alımlar (RDA) – Vitamin B12 (mcg/gün):
• Ergenler (14-18 yaş): 2,4 (Erkek) / 2,4 (Kız)
• Yetişkinler (19-50 yaş): 2,4 (Erkek) / 2,4 (Kız)
• Yetişkinler (51 yaş ve üzeri): 2,4 (Erkek) / 2,4 (Kız)
Toleranslı üst alım (Tolerable Upper Intake):
Düşük toksisite potansiyeli nedeniyle belirlenmemiştir.
Takviye
1. B12 Vitamini Takviyesi
• Pratikte ve araştırmalarda kullanılan B12 vitamini miktarları, bölünmüş dozlar halinde günlük 1000–5000 mg arasında değişmektedir.
• Pratikte ve araştırmalarda kullanılan B12 vitamini miktarları, bölünmüş dozlar halinde günlük 1000–5000 IU arasında değişmektedir.
• B12 vitamini için tercih edilen form, dokularda daha iyi tutulduğu için metilkobalamindir (“Methylcobalamin”, 1998).
• B12 vitamini, sublingual (dil altı) formda en iyi emilir.
• “Hiçbir hayvansal ürün tüketmeyen sıkı vejetaryenler (veganlar), gereksinimlerini karşılamak için B12 vitamini takviyesi almalıdır” (Vitamin B12, 2014).
• B12 vitamini takviyesi, anksiyete, yorgunluk veya depresyon durumlarında en iyi klinik yanıtı verebilir (Prousky, 2015).
2. B12 vitamini enjeksiyonları
• Tipik enjeksiyon protokolü, her 2 haftada bir 1000 mcg’dır.
B12 vitamini enjeksiyonlarına yanıt veren hastaların, semptom iyileşmesini sürdürmek için genellikle enjeksiyonlara devam etmesi gerekir (Gaby, 2011).
• Birçok anksiyete hastası, klinik olarak eksiklik kanıtı olmasa bile B12 enjeksiyonlarından fayda görmektedir (Prousky, 2015).
• Normal serum B12 seviyelerine sahip kadın ve erkeklere günlük 5 mg B12 enjeksiyonu 2 hafta boyunca uygulandığında; iştah, ruh hali, enerji ve uyku üzerinde iyileşmeler gözlenmiş, bu etkiler 4 haftalık takipte de sürmüştür (Ellis & Nasser, 1973).
• “Metil B12 enjeksiyonları, her 3 günde bir yapıldığında … ebeveynlerden en olumlu yanıtları almaktadır. Bazı aileler, metil B12’nin tüm biyomedikal müdahaleler arasında [otizm bağlamında] en net etkili olanı olduğunu ifade etmiştir” (Newmark, 2012).
• GÜVENLİK, YAN ETKİLER
Tıp Enstitüsü (Institute of Medicine), “sağlıklı bireylerde besinlerden ve takviyelerden aşırı B12 alımı ile ilişkilendirilmiş hiçbir olumsuz etki bulunmamaktadır” demektedir (Vitamin B12, 2014).
C VİTAMİNİ
C vitamini, iyi bir ruh sağlığı için önemli birçok bileşiğin sentezi için gereklidir. Bunlardan bazıları şunlardır:
• Tirozin
• Tiroksin
• Norepinefrin
• Epinefrin
• Serotonin
• Karnitin
• Kortikosteroidler
Araştırmalar, C vitamininin (Meister, 1994):
• Psikolojik stresi azalttığını
• Kan basıncını düşürdüğünü
• Kortizol seviyelerini düşürdüğünü göstermiştir.
Beyinde C vitamininin işlevleri (Smythies, 1996):
• Dopamini toksik türevlerine oksidasyondan korur (Baez, Segura-Aguilar, Widerslen, Johansson & Mannervik, 1997)
• NMDA reseptörlerini glutamat toksisitesinden korur
• Amfetaminlerin etkilerini dengeler
• Haloperidol gibi eski antipsikotik ilaçların etkilerini artırır
C vitamini ve ruh sağlığı
• Sağlıklı gönüllülere günde 3 g C vitamini takviyesi, monoamin oksidaz (MAO) aktivitesini önemli ölçüde azaltmıştır. MAO, serotonin, norepinefrin ve dopamini metabolize etmekten sorumludur (Gaby, 2011).
C Vitamini ve Otizm
Otizm bağlamında C vitamininin bazı etki mekanizmaları şunlardır:
• Antioksidan koruma
• Enflamasyonun azaltılması
• Antimikrobiyal etki
• Dopaminin düzenlenmesi
30 haftalık, çift kör, plasebo kontrollü bir çalışmada, ek olarak verilen C vitamini (8 g/70 kg), otizm semptom şiddetinde azalma sağlamıştır (Dolske ve ark., 1993).
C vitamini eksikliğinin sebepleri
• Kısıtlayıcı diyetler
• C vitamini kaynaklarından (özellikle taze meyve ve sebzelerden) yoksun beslenme
• Sindirim sistemi bozuklukları (ör. ishal, Crohn hastalığı ve kolit)
• Sigara kullanımı
• Alkolizm
• Kronik enflamatuvar durumlar
C vitamini eksikliğinin belirtileri:
• Kanayan veya şişmiş diş etleri
• Sık burun kanamaları
• Kuru saç, kırık uçlar
• Kolay morarma
• Yaraların yavaş iyileşmesi
• Yorgunluk
• Huzursuzluk, sinirlilik
• Depresyon ve bilişsel bozukluk (Plevin & Galletly, 2020)
Besin kaynakları
Porsiyon başına en zengin C vitamini kaynakları:
• Üzüm ve portakal suyu
• Çilek
• Kivi
• Portakal
• Tatlı biber
• Brokoli
Comprehensive food list:
Table 3. Some Food Sources of vitamin C (Vitamin C, 2014)
https://lpi.oregonstate.edu/mic/vitamins/vitamin-C
Beslenme referans değerleri
Referans alınan günlük alımlar (RDA) – C vitamini (mg/gün):
• Ergenler (14–18 yaş): 75 (Erkek) / 65 (Kız)
• Yetişkinler (19–50 yaş): 90 (Erkek) / 75 (Kız)
• Sigara içenler: 125 (Erkek) / 110 (Kız)
Toleranslı üst alım (Tolerable Upper Intake):
2000 mg/gün
(Office of Dietary Supplements – Vitamin C, n.d.)
Takviye
C vitamini Takviyesi
• Pratikte ve araştırmalarda kullanılan C vitamini miktarları, bölünmüş dozlar halinde günlük 500-6000 mg/day arasında değişmektedir.
GÜVENLİK, YAN ETKİLER
C vitamini düşük toksisiteye sahiptir ve yüksek alımlarda ciddi olumsuz etkilere yol açtığı düşünülmemektedir (Office of Dietary Supplements – Vitamin C, n.d.).
Yüksek dozlarda C vitamini, bazı kişilerde bulantı, karın krampları, diğer sindirim sistemi rahatsızlıkları etkilere neden olabilir.
C vitamini ve ilaçlar
C vitamininin depresyon ilaçlarıyla birlikte kullanıldığında yararlı ve güvenli olduğu gösterilmiştir.
Magnezyum
Magnezyum ve mental sağlık
Ruh sağlığı bağlamında magnezyumun rolü (Kirkland, Sarlo & Holton, 2018):
• Glutamat ve GABA’yı düzenleyerek nöral iletimi sakinleştirir
• HPA aksını modüle eder
• Serotonin ve dopamin sentezinde rol oynar
• Kortizol seviyelerini düzenler
• Beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF) seviyelerini artırır
• Tiamin (B1 vitamini) ve piridoksin (B6 vitamini) kullanan enzim sistemleri için gereklidir – bu vitaminler serotonin, GABA ve melatonin üretiminde kofaktördür (Kanofsky & Sandyk, 1991)
• NMDA reseptörünün aktivasyonunu azaltır, böylece uyarıcı nörotransmisyonu düşürür (Bartlik, Bijlani & Music, 2014)
Magnezyum eksikliğinin sebepleri şunları içerir:
• Tarım uygulamaları nedeniyle toprakta magnezyum kaybı
• Standart Amerikan diyeti gibi işlenmiş ve besin değeri düşük gıdaların yoğun tüketimi
• Özellikle tahıl ürünlerinde magnezyum seviyelerinin düşmesi (Guo, Nazim, Liang & Yang, 2016)
• Düşük diyet proteini alımı (magnezyum emilimi için gerekli)
• Gastrointestinal hastalıklar (örn. Crohn hastalığı, malabsorpsiyon sendromları, uzun süreli ishal)
• Stres, idrar yoluyla magnezyum kaybını artırır (Deans, 2011)
• Kronik olarak yüksek kortizol seviyeleri, magnezyumu tüketir (Cuciureanu & Vink, 2011)
• Yüksek doz çinko takviyeleri (emilim için rekabet eder)
• Alkol bağımlılığı
• Bazı diüretik ilaçlar
• Yaşlı bireylerde daha düşük besin alımı, azalmış emilim ve artmış magnezyum kaybı görülür.
OSB’de B6 vitamini ve magnezyum
• Hem B6 vitamini hem de magnezyum, OSB (Otizm Spektrum Bozukluğu) bağlamında faydalı kabul edilmektedir. Ancak bu besinlerin birlikte verildiğinde, tek başlarına verildiklerinden daha etkili olduğu gösterilmiştir (Gaby, 2011; Garreau ve ark., n.d.).
• Birlikte verilen bu besinlerin etki mekanizmasının, dopamin metabolizmasını düzenlemek olduğu düşünülmektedir (Martineau ve ark., 1988).
• B6 vitamini ve magnezyum üzerine yapılan bir çalışmada, 33 otizm veya yaygın gelişimsel bozukluğu olan çocuğa ortalama 8 ay boyunca günde 0,6 mg/kg B6 vitamini ve 6 mg/kg magnezyum verilmiştir. İletişim, tekrarlayıcı sınırlı davranışlar ve anormal veya gecikmiş fonksiyonlarda anlamlı iyileşmeler gözlenmiştir. Takviye bırakıldıktan birkaç hafta içinde belirtiler geri dönmüş, bu da gözlenen faydaların takviyeden kaynaklandığını göstermiştir (Mousain-Bosc ve ark., 2006).
• İdrardaki homovanilik asit (H.V.A.), dopamin nörotransmitterinin bozulmuş metabolizmasının bir göstergesidir. Başka bir çalışmada, 52 otistik çocukta, H.V.A. seviyeleri B6 vitamini ve magnezyum takviyesi ile normalleştirilmiş, ancak besinler ayrı ayrı verildiğinde bu etki görülmemiştir (Garreau ve ark., n.d.).
Besin kaynakları
Porsiyon başına en zengin magnezyum kaynakları:
• Brezilya fıstığı
• Yulaf kepeği
• Esmer pirinç (tam tahıl)
• Uskumru
Comprehensive food list:
Table 2. Some Food Sources of Magnesium (Magnesium, 2014)
https://lpi.oregonstate.edu/mic/minerals/magnesium
Beslenme referans değerleri
Referans alınan günlük alımlar
Magnezyum için önerilen günlük alımlar (RDA) – mg/gün:
• Ergenler (14–18 yaş): 410 (Erkek) / 360 (Kız)
• Yetişkinler (19–30 yaş): 400 (Erkek) / 310 (Kız)
• Yetişkinler (31 yaş ve üzeri): 420 (Erkek) / 320 (Kız)
Takviye
Magnezyum takviyesi
• Pratikte ve araştırmalarda kullanılan C vitamini miktarları, bölünmüş dozlar halinde günlük 100-750 mg/day arasında değişmektedir. (elemental magnezyum dozu)
• Magnezyum eksikliğinin düzeltilmesi, psikiyatrik semptomlarda önemli iyileşmeler sağlamıştır (Kanofsky & Sandyk, 1991).
Magnezyum takviyesi – faydalı formlar ve dozlama (Greenblatt, 2018):
• Her öğün ve yatmadan önce 120–240 mg takviyesi magnezyum glisinatın ruh hali üzerinde faydalı olduğu görülmüştür.
• Yatmadan önce 240–360 mg magnezyum glisinat veya sitrat takviyesi, uykuya geçiş ve gece boyunca uyumayı destekler
• Faydalı bazı magnezyum formları: magnezyum aspartat, magnezyum glisinat, magnezyum treonat
• Magnezyum oksit formu, daha az etkilidir.
GÜVENLİK, YAN ETKİLER
• Magnezyum takviyesinin yan etkileri nadirdir, ancak laksatif etki (ishal), baş dönmesi veya bayılma hissi, halsizlik, bilişsel bozukluk, depresyon içerebilir.
• Etkili bir dozlama stratejisi; magnezyum miktarını bağırsak toleransına kadar kademeli artırmak, ardından hafifçe azaltmaktır.
• Magnezyum en iyi, gün boyunca bölünmüş dozlarla alınır. Mevcut böbrek hastalığı olan kişilerde yüksek doz magnezyum kullanımına dikkat edilmelidir.
Çinko
Çinko ve mental sağlık
• Çinko, nörotransmitterlerin depolanması ve salınımını düzenler (Zinc Regulates, 2017).
• Çinko, aksiyonel ve sinaptik iletim gelişimi, ayrıca beyin hücresi büyümesi ve metabolizması için kritik bir rol oynar (Pfeiffer & Braverman, 1982).
• Çinko, süperoksit dismutaz enziminin üretimi için gereklidir ve bu nedenle vücutta antioksidan desteği sağlar (Preston, “Cigarette Smoking-Nutritional Implications”).
• Çinko, anksiyete ve depresyon önleyici etkilere sahiptir ve beyinde uyarıcı glutamat ve NMDA reseptör aktivitesini düzenlemede kritik öneme sahiptir (Andrews, 1990; Joshi, Akhtar, Najmi, Khuroo & Goswami, 2012).
Çinko ve otizm
Çinko, otizm tedavisinde en çok önerilen mineraldir (Newmark, 2012).
Çocuklarda çinko eksikliğinin birçok belirtisi, otizm spektrumundaki çocuklarda görülen belirtilerle örtüşmektedir:
• Zayıf kas gelişimi
• Boy gelişiminde değişiklikler
• Azalmış iştah
• Besin tercihlerinde kısıtlılık
• İshal gibi sindirim bozuklukları
Birçok OSB çocuğunun tükettiği gıda çeşitliliğinin sınırlı olması nedeniyle çinko açısından zengin gıdalar olan kırmızı et, balık, sakatat ve yumurta sıklıkla tüketilmemektedir.
Besin Kaynakları
Porsiyon başına en zengin çinko kaynakları:
• İstiridye, pişmiş
• Sığır eti, omuz/blad roast, pişmiş
• Sığır kıyma, %90 yağsız, pişmiş
• Yengeç, Dungeness türü, pişmiş
• Takviye edilmiş, tam tahıllı kızarmış yulaf gevreği
Comprehensive food list:
Table 2. Some Food Sources of Zinc
https://lpi.oregonstate.edu/mic/minerals/zinc
Beslenme referans değerleri
Referans alınan günlük alımlar
Çinko için önerilen günlük alımlar (RDA) – mg/gün
• Ergenler (14–18 yaş): 11 (Erkek) / 9 (Kız)
• Yetişkinler (19 yaş ve üzeri): 11 (Erkek) / 8 (Kız)
Takviye
Çinko Takviyesi
• Pratikte ve araştırmalarda kullanılan çinko miktarları, bölünmüş dozlar halinde günlük 10-200 mg/day arasında değişmektedir (Zinc, 2014).
• “Uzun süreli çinko takviyesi, çinko kaynaklı bakır eksikliğini önlemek için bakır takviyesi (günlük 1–4 mg, çinko dozuna bağlı olarak) ile birlikte yapılmalıdır” (Gaby, 2011).
• Çinko, bulantıyı önlemek için yemekle birlikte alınmalıdır.
GÜVENLİK, YAN ETKİLER
• Yüksek doz çinko alımı, bakır emilimini engelleyebilir ve bazen bakır eksikliği ile ilişkili anemiye yol açabilir (Office of Dietary Supplements, 2014).
• Çinko alımı, özellikle bakır eksikliği riskini sınırlamak için toleranslı üst alım (UL) olan 40 mg/günü geçmemelidir (yetişkinler için).
• Takviye edilen çinkonun 50–150 mg/gün dozlarında, daha hafif gastrointestinal rahatsızlıklar bildirilmiştir (Zinc, 2014).
Esansiyel Yağ asitleri
Esansiyel yağ asitleri ve mental sağlık
• Poli-doymamış yağ asitleri (PUFA’lar) (omega-3 ve omega-6 yağ asitleri), beynin normal gelişimi ve fonksiyonu için gereklidir.
• Omega-3 yağ asitleri ve metabolitleri, enflamasyonu, nöroenflamasyonu ve nörotransmisyonu düzenlemede rol oynar (Larrieu & Layé, 2018).
Esansiyel yağ asitleri ve otizm
• OSB (Otizm Spektrum Bozukluğu) hastalarında poli-doymamış yağ asidi seviyeleri düşüktür. Otizmli çocuklarda plazma omega-3 yağ asidi seviyeleri %23 daha düşük bulunmuştur (Vancassel ve ark., 2001).
• Otistik kişilerde, araşinodik asit (AA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA) seviyeleri kontrol grubuna göre daha düşüktür (Brigandi ve ark., 2015).
• Otizmde temel yağ asidi seviyelerinin düşük olmasının olası nedenleri şunlardır:
o Yağ asitlerinin sinyal moleküllerine (prostaglandinler) dönüştürülmesinin artması (Brigandi ve ark., 2015)
o Yağ asitlerinin lipid peroksidasyonu nedeniyle hasara uğramasının artması (Chauhan ve ark., 2004)
Yağ asitleri ve nöroinflamasyon
• Nöroinflamasyon OSB belirtilerinin ortaya çıkmasında bilinen bir etkendir.
• Beyindeki inflamasyon, nöronların doğru şekilde büyümesini, gelişimini ve göçünü etkiler (Tassoni ve ark., 2008).
• Otizmde görüldüğü gibi yağ asitlerinin (AA ve DHA dahil) hızlı metabolizması, beyinde pro-inflamatuvar bir ortam oluşturur (Brigandi ve ark., 2015).
• DHA’dan türeyen resolvinler ve nöroprotektinler, ayrıca AA’dan türeyen lipoksinler, nöroenflamasyonu azaltmada rol oynar (Bradbury, 2011).
• DHA, anti-inflamatuvar molekül olan glutatyon seviyelerini artırır.
EFA eksikliği sebepleri:
• Diyetle yetersiz alım
• Zayıf emilim
• EFA metabolizması için gereken besinlerin eksikliği
• Hücre zarlarına yağ asitlerinin dahil edilmesini azaltan veya uzaklaştırılmasını artıran metabolizma sorunları
Besin Kaynakları
Porsiyon başına en zengin EPA ve DHA (omega-3) kaynakları:
• Ringa balığı, Pasifik
• Somon, Chinook
• Sardalya, Pasifik
• Somon, Atlantik
• İstiridye, Pasifik
Comprehensive food list:
Table 4. Food Sources of EPA (20:5n-3) and DHA (22:6n-3) (Office of Dietary Supplements, n.d.)
https://lpi.oregonstate.edu/mic/other-nutrients/essential-fatty-acids
Diyetle yağ asidi tüketimi için yaygın önerilen miktarlar:
• Soğuk su balıkları – haftada 2–3 kez veya
• Keten tohumu yağı – günde 2–6 yemek kaşığı veya
• Keten tohumu tozu – günde 2 yemek kaşığı
Keten tohumu yağı, yaklaşık %3 kişide olumsuz etkiler gösterebilir; bunlar arasında hipomani, mani ve davranış değişiklikleri yer alır (Prousky, 2015).
Beslenme referans değerleri
Referans alınan günlük alımlar
Alfa-linolenik asit (Omega-3) için yeterli alım değerleri (g/gün) (Institute of Medicine, 2002)
Ergenler (14–18 yaş): 1,6 (Erkek) / 1,1 (Kız)
Yetişkinler (19 yaş ve üzeri): 1,6 (Erkek) / 1,1 (Kız)
Uzun zincirli omega-3 yağ asitleri eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA) için önerilen alım (mg/gün) (European Food Safety Authority, 2009)
Yetişkinler: 250 mg/gün (Erkek+Kadın)
Takviye
Omega 3 yağ asitleri takviyesi
• Uygulamada ve araştırmalarda kullanılan omega-3 yağ asidi miktarları, toplam EPA ve DHA için günde 1–4 g arasında, bölünmüş dozlarla değişmektedir.
• Balık yağı ve E-EPA genellikle iyi tolere edilir, ancak bazı kişilerde gastrointestinal yan etkilere yol açabilir (Gaby, 2011).
• EPA ve DHA ile uzun süreli takviye, vücudun poli-doymamış yağ asitlerine bağlı olarak artan E vitamini ihtiyacını karşılamak için vitamin E takviyesi ile birlikte yapılmalıdır (Gaby, 2011).
• AA ve DHA’nın birlikte takviyesi, OSB hastalarında sosyal çekilme ve iletişim üzerinde kontrol grubuna göre iyileşme göstermiştir (Yui ve ark., 2012).
• DHA ağırlıklı yağ asidi takviyesi, otistik bireylerde Çocukluk Otizm Değerlendirme Ölçeği (CARS) skorlarını anlamlı şekilde düşürmüştür (Meguid ve ark.; Yui ve ark., 2012).
GÜVENLİK, YAN ETKİLER
• Yüksek doz EPA ve DHA takviyesinin yaygın yan etkileri arasında mide ekşimesi, bulantı, gastrointestinal rahatsızlık, ishal, baş ağrısı ve kokulu ter yer alır.
• Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), EPA ve DHA takviyelerinin birleştirilmiş dozlarda yaklaşık 5 g/güne kadar uzun süreli tüketimini güvenli olarak değerlendirir.
• FDA, EPA ve DHA’nın toplamda günde 3 g’ı geçmemesini, bunlardan 2 g/günün takviye yoluyla alınmasını önerir (Office of Dietary Supplements, n.d.).
OMEGA-3 YAĞ ASİTLERİ VE İLAÇ ETKİLEŞİMLERİ
• Kan sulandırıcı ilaç kullanımı sırasında veya kan şekeri ile ilgili sorunlarda omega-3 takviyelerinde dikkatli olunmalıdır (Essential fatty acids, 2014).
Multivitamin / multimineral kompleks
• Otistik çocuklara orta güçlü bir multivitamin-multimineral takviyesi verilmesinin incelendiği çift kör bir çalışmada, uyku kalitesinde anlamlı iyileşme ve sindirim sistemi sorunlarında azalma gözlemlenmiştir (Adams & Holloway, 2004).
Hardy-Stephan mikronutrient rejimi
Hardy-Stephan rejimi, çoklu vitamin, mineral ve amino asit içeren bir takviyedir ve bipolar bozukluk bağlamında faydalı olabileceği düşünülmektedir. Bu takviye, EMPow¬erPlus adıyla (Synergy Group of Canada) satılmaktadır.
• Bir çalışmada, 44 otistik çocuğa mikronutrient formülü verilmiş ve 44 otistik çocukla eşleştirilmiş kontrol grubu, geleneksel tıbbi tedavi almıştır.
• Mikronutrient grubunda, Çocukluk Otizm Değerlendirme Ölçeği (CARS) ve Çocukluk Psikiyatrik Değerlendirme Ölçeği skorlarında anlamlı derecede daha fazla iyileşme gözlemlenmiştir.
• Mikronutrient grubunda ayrıca şunlar görülmüştür (Mehl-Madrona ve ark., 2010):
o Daha düşük aktivite seviyesi
o Daha az sosyal çekilme
o Daha az öfke
o Daha iyi spontanite
o Daha az irritabilite
o Daha düşük şiddette kendine zarar verme davranışı
o Belirgin şekilde daha az yan etki
o Daha az kilo alımı
Diğer destekleyici besinler
Otizm bağlamında faydalı etkisi olan birçok başka besin öğesi de kullanılmıştır. Bazıları aşağıda listelenmiştir.
BH4
• Tetrahydrobiopterin (BH4), tirozin hidroksilaz enzimi için bir kofaktördür ve bu enzim, tirozini nörotransmitter dopaminine dönüştürmede rol oynar.
• Otistik çocuklarda, beyin omurilik sıvısında BH4 seviyelerinin azaldığı bulunmuştur.
• Otistik çocuklara vücut ağırlığı başına 3 mg dozda BH4 takviyesi üç ay süreyle verildiğinde, sosyal işlevsellikte ve çocuğun kullandığı ses ve kelime sayısında iyileşmeler gözlemlenmiş tir (Fernell ve ark., 1997).
Dimetilglisin (DMG)
• DMG beyin ve kaslar için enerji kaynağı olarak kullanılabilecek glisin sağlar.
• DMG ayrıca, homosisteine bir metil grubu bağışlayarak metionine dönüştürülmesine yardımcı olarak metilasyon döngüsünü destekler. Metilasyon döngüsü problemleri otizmde etkili olabilmektedir. (Daha fazla bilgi için bu sayfadaki “Metilasyon anormallikleri” bölümüne bakınız.)
• DMG takviyesi, bazı otistik hastalarda konuşma ve davranışta iyileşme ile ilişkilendirilmiştir.
• Otistik çocuklarda yapılan bir DMG takviye çalışmasında, çocukların %42’sinde ebeveyn değerlendirmelerine göre iyileşme gözlemlenmiştir (Klotter, 2008).
• Otizmde DMG’nin vücut ağırlığına göre önerilen dozları şu şekildedir (Kern ve ark., 2001):
o 40 pound’dan az – günde 125 mg
o 41–70 pound – günde 250 mg
o 71–100 pound – günde 375 mg
o 100–130 pound – günde 500 mg
o 130 pound’dan fazla – günde 625 mg
• DMG’nin belirli bir kişide etkili olup olmayacağı genellikle bir ila iki hafta içinde bazı olumlu etkilerle görülür. Ancak, DMG’nin etkisiz olduğuna karar vermeden önce bir ay boyunca takviye edilmesi önerilmektedir (Gaby, 2011).
Melatonin
Melatoninin, ASD’li (otizm spektrum bozukluğu) çocuklarda uykusuzluk tedavisinde etkili ve iyi tolere edilen bir yöntem olduğu bulunmuştur (Gaby, 2011).
ASD’li çocuklarda uykusuzluk üzerine yapılan bir çalışmada (Andersen ve ark., 2008), melatonin takviyesi çocukların %25’inde uykusuzluğun tamamen çözülmesine, ek olarak %60’ında ise iyileşmeye yol açmıştır.
• 6 yaş ve üzerindeki çocuklara, yatmadan 30–60 dakika önce 1,5 mg melatonin verilmiştir.
• Eğer 2 hafta içinde iyileşme görülmezse doz 3 mg’a çıkarılmıştır.
• Eğer 4 hafta içinde de iyileşme olmazsa doz 6 mg’a yükseltilmiştir.
• Çalışmaya katılan 107 çocuğun yalnızca 3’ünde yan etki görülmüş olup bu yan etkiler sabah uykululuğu ve artmış istemsiz idrar kaçırma şeklinde olmuştur.
Temel İlk Adımlar
Verilen bilgiler, lisanslı bir hekim veya başka nitelikli bir sağlık uzmanından alınacak tıbbi tavsiyenin yerine geçmesi amacıyla sunulmamıştır.
TEMEL İLK ADIMLAR
1. Sağlıklı beslenin
• Yeterli protein, yağ ve kolesterol alımını sağlayın
• Çeşitli renkli sebze ve meyveler tüketin
• Şeker ve nişastadan kaçının
2. ASD desteği için temel besin takviyeleri alın:
Multivitamin
Gerekçe: Geniş yelpazede besin desteği sağlar
Tipik doz: Günde 1–2 kez
VE/VEYA
B-kompleks (beyin fonksiyonlarını destekler, kan şekerini kontrol eder)
Gerekçe: B vitaminlerinin tam spektrumunu sağlar, metilasyon döngüsü fonksiyonunu destekler
Tipik doz: B50, günde 2–4 kez
C Vitamini
Gerekçe: antioksidan, anti-enflamatuar, nörotransmitter üretimi destekler.
Tipik doz: 1000-6000 mg/gün
D Vitamini
Gerekçe: serotonin üretimini düzenler, nöronal oksidatif strese karşı korur
Tipik doz: 1000-5000 IU
Probiyotik
Gerekçe: Sağlıklı sindirim sistemi florasının yeniden oluşmasına ve korunmasına yardımcı olur
Tipik doz: 10–25 milyar bakteri/gün
Magnezyum
Gerekçe: nörotransmisyonu sakinleştirir, antistres etkisi vardır, serotonin ve dopamin üretimini destekler, B6 vitamininin etkisini güçlendirir
Tipik doz: günde 300–600 mg
Balık yağı
Nedeni: anti-enflamatuar, beyin destekleyici
Tipik doz: 1000–4000 mg (balık yağı)
3. Çevresel toksin kaynaklarını belirleyin ve ortadan kaldırın
İLERİ ADIMLAR
1. GFCF diyetini denemeyi düşünün
• Glutensiz, kazeinsiz diyet
• ASD’de en sık önerilen diyettir
• Faydalarını değerlendirmek için en az 2 ay uygulanmalıdır
• Daha fazla bilgi için bu sayfadaki “GFCF diyeti” bölümüne bakınız
2. ASD desteği için temel besinlere devam edin, ASD’de faydalı olduğu gösterilen ek besinleri dahil etmeyi düşünün:
Vitamin B6 (piridoksal-5-fosfat (P5P) formunda)
Nedeni: nörotransmitter metabolizması, magnezyumun etkisini destekler
Önerilen doz: 50–100 mg/gün
Vitamin B12 (metilkobalamin formunda)
Nedeni: Nörotransmitter sentezi, beyin hücrelerinin korunması, metilasyon döngüsünü destekler
Önerilen doz: 1000–5000 mcg/gün
Çinko
Nedeni: Antioksidan destek, nörotransmitter düzenlemesi
Önerilen doz: 30–50 mg/gün
3. İyi uyku sağlamaya özen gösterin
Gerekirse 1–3 mg melatonin takviyesini düşünün.
Uyku kalitesini artırmaya yönelik daha fazla bilgi için:
https://www.mayoclinic.org/healthy-lifestyle/adult-health/in-depth/sleep/art-20048379
4. Beslenme ve integratif tıp yaklaşımlarında eğitimli bir sağlık profesyoneli ile çalışın
Eğitimli sağlık profesyonelleri şu konularda yardımcı olabilir:
• ASD ile ilişkili besin eksiklikleri ve metabolik faktörler için testler yapmak
• Kişiye özel beslenme ve takviye protokolleri sağlamak
Ek Kaynaklar
VIDEO
Your Autism Game Plan
Joya Van Der Laan
https://www.youtube.com/channel/UCeK_KYCsTPhMzxfezM6tTBw